CANLI KREDİLER VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNE NEDEN DEVREDİLİR?

14 Temmuz 2021’de Resmi Gazetede yayınlanan “Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları İle Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmelik”, Türkiye’de Varlık Yönetim Şirketleri ile ilgili bir dizi yeniliği ortaya koymaktadır. İlgili yönetmeliğin 14. Maddesinde “ faaliyet alanının a bendinde yer alan “a) Sigortacılık alanı dışında faaliyet gösteren kaynak kuruluşların ana faaliyet konularından doğan alacakları ve diğer varlıkları ile sigortacılık alanında faaliyet gösteren kaynak kuruluşların yalnızca kredi sigortası hizmetinden doğan alacaklarını devralabilir, devredebilir, devraldığı alacakları tahsil edebilir, varlıkları nakde çevirebilir veya bunları yeniden yapılandırarak devredebilir.” hükmü ile daha önceki yönetmeliklerin aksine, varlık yönetim şirketlerinin faaliyet alanını donuk alacaklardan çıkarıp, finansal kuruluşların ana faaliyet konularından doğan tüm alacakları içerecek biçimde genişletmiştir.

BDDK canlı alacak – donuk alacak tanımlamasını 22 Haziran 2016 tarihli “Kredilerin Sınıflandırılması Ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile yapmış ve Varlık Yönetim Şirketlerinin faaliyet alanını da finansal kuruluşların donuk alacaklarına yönelik belirlemişti. Bu yönetmelikte yapmış olduğu tanımlamaya göre canlı alacaklar ilgili yönetmeliğin 3. Maddesinin b bendinde “Canlı alacaklar: Bu Yönetmelik uyarınca Birinci ve İkinci Grup altında sınıflandırılmış kredileri,” içermekte olup, yönetmeliğin 4. maddesinde “

a) Birinci Grup-Standart Nitelikli Krediler: Bu grupta;

1) Kredilendirilebilir nitelikte finansman yapısına sahip gerçek ve tüzel kişilere kullandırılan,

2) Anapara ve faiz ödemeleri, borçlusunun ödeme gücüne ve nakit akımına göre yapılandırılan,

3) Ödemeleri süresinde yapılan veya otuz günden fazla gecikmeyen, gelecekte de geri ödeme sorunları beklenmeyen, teminatlara başvurulmaksızın tamamen tahsil edilebilecek nitelikte olan,

4) Borçlusunun kredi değerliliğinde zayıflama tespit edilmemiş olan ve

5) TFRS 9’a göre on iki aylık beklenen kredi zarar karşılığı uygulamasına tabi olan,

krediler sınıflandırılır.

b) İkinci Grup-Yakın İzlemedeki Krediler: Bu grupta;

1) Kredilendirilebilir nitelikte finansman yapısına sahip gerçek ve tüzel kişilere kullandırılmış olan, ancak, makroekonomik şartlardaki veya borçlunun faaliyet gösterdiği sektörlerdeki veya bunlardan bağımsız olarak borçluya ilişkin olumsuz gelişmeler nedeniyle borçlusunun ödeme gücünde veya nakit akımında olumsuz gelişmeler gözlenen ya da bunun gerçekleşeceği tahmin edilen veya

2) Kredinin kullandırıldığı esnada borçlunun önemli ölçüde finansal risk taşıması gibi nedenlerle yakından izlenmesi gereken veya

3) Anapara ve/veya faiz ödemelerinin kredi sözleşmesinde yer alan şartlara uygun olarak yapılmasında sorunlar doğması muhtemel olan ve bu sorunların giderilmemesi durumunda teminatlara başvurulmaksızın borcun tümüyle tahsil edilememe riski bulunan veya

4) Borçlusunun kredi değerliliği kredinin verildiği güne göre zayıflamamış olmakla birlikte düzensiz ve kontrolü güç bir nakit akımı yapısına sahip olması nedeniyle zayıflama ihtimali olan veya

5) Kredi değerliliğinin zayıflaması olarak yorumlanamayacak nedenlerle anapara ve/veya faiz ödemelerinin tahsili, vadelerinden veya ödenmesi gereken tarihlerden itibaren otuz günden fazla geciken ancak doksan günü geçmeyen veya

6) TFRS 9 kapsamında borçlusunun kredi riskinde önemli derecede artış olan veya

7) Geri ödemesi tamamen teminata bağlı olan kredilerde teminatın net gerçekleşebilir değeri alacak tutarının altına düşen veya

8) Birinci Grupta veya İkinci Grupta izlenirken yeniden yapılandırmaya konu edilen ve donuk alacak olarak sınıflandırma koşullarını taşımayan veya

9) Donuk alacak gruplarında izlenirken yeniden yapılandırmaya konu edilen ve 7 nci maddede belirtilen koşulların gerçekleşmesini müteakiben canlı alacak olarak sınıflandırılan,

krediler sınıflandırılır.” yer almaktadır.

Bu değişikliğin yapılma gerekçeleri ne olabilir ve ekonomiye yansıması ne olacaktır?

Herhangi bir finans kuruluşuna bir nedenden ötürü borçlanmanızdan ötürü, borçlarınız düzenli ödeseniz bile, sizi hiç tanımadığınız varlık yönetim şirketleri ile muhatap kılabilecektir. Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmasının nedeni kanımca, bankaların bozulan rasyolarını yeni bir makyajla düzeltme çabasıdır. Çünkü dünkü düzenleme öncesinde, bankaların donuk kredi alacakları varlık şirketleri için çok cazip değildi. Bu nedenle bankalar ve diğer finans kuruluşları, donuk alacaklar yanında canlı alacakların bir kısmını da içeren daha cazip bir alacak portföyü oluşturarak varlık yönetim şirketlerine devretmeleri olanaklı hale gelecektir.

Finans kuruluşları özellikle bankalar nezdinde ödeme olasılığı oldukça düşük olan ya da hiç olmayan donuk alacaklarını, canlı alacaklarının bir kısmını varlık yönetim şirketlerine devretme cazibesini kullanarak, bilançolarını düzeltme ve mali açıdan güçlü olduklarını piyasa yapıcılarına gösterme olanağına da kavuşmuş olacaklardır. Böylece bilançosunda batık kredisi olmayan finans kuruluşları, Kredi Derecelendirme Kuruluşlarınca daha yüksek notlar elde edecek ve uluslararası piyasalardan daha rahat borçlanabileceklerdir. Son dönemlerde kredi derecelendirme kuruluşların raporlarında dikkat çekilen donuk- batmış kredi alacaklarının varlık yönetim şirketleri aracılığıyla bankacılık sisteminin dışına çıkarılmasına yardımcı olacak bu yeni düzenleme ile Türkiye’ye yeni bir sermaye akışı sağlanacağı düşünülmekte, bankalar aracılığı ile dışardan sağlanan kredilerin de içeride yeni krediler yaratarak canlı bir ekonomi ile seçime gidilebileceği hesaplanmaktadır.

Bu düzenlemenin kalıcı bir düzenleme olması durumunda aksi sonuçların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Borç aldığınız kurum ile ödeme yapacağınız ve muhatap alacağınız kurumun farklı olması sonucu ortaya çıkacaktır. Böyle bir durum ise piyasada güvensiz bir ortamın oluşmasına neden olacaktır. Bunun da ötesinde aldığınız kredi nedeniyle gelecekte kiminle hangi koşullarda muhatap olacağınızı bilmemek, çek-senet mafyası gibi yapıların türüme olasılığını da güçlendirecektir.