TURİZMDE SON DURUM ve SEKTÖRÜ BEKLEYEN RİSKLER

22 – 29 Haziran 2021 tarih aralığında yaklaşık 120 bin Rus vatandaşı doğrudan Antalya bölgesine giriş yaptı. Bu tarih öncesi Ukrayna ve az miktarda Doğu Avrupa ülkesi turisti ile ayakta kalmaya çalışan ülkemiz derin bir nefes alarak, Haziran sonunu en fazla turist ağırlayan Akdeniz ülkesi olarak kapatmayı başardı.

Diğer taraftan, Türkiye dahil 80 ülkede ortaya çıkan Delta Varyantı maalesef sektörü yeniden belirsizlik noktasına taşıdı. Zira bu varyantın en yoğun olarak görüldüğü ülkelerin başında Rusya ve İngiltere yer almakta. Akdenize kıyısı olan; başta Yunanistan olmak üzere tüm ülkelerin Avrupalı turist beklentisi Temmuz ayı için pek de iyimser gözükmüyor. Varyantların artması, ülkeye dönüşlerde ya da seyahat edilen ülkelerdeki karantina önlemleri insan hareketlerini hala kısıtlamaya devam ediyor.

Eğer bu varyant kontrol altına alınırsa, Avrupa birliği içerisinde uygulamaya alınan Covid-19 Seyahat Sertifikası ve Aşı Pasaportu ile sağlanan seyahat kolaylığı, birlik içinde yer alan ülkelerin turizm gelirlerini ciddi yönde arttıracak. Dolayısıyla bizim ülkemiz için bu sene Avrupalı Turist, çok da ihtimal dâhilinde gözükmüyor.

Her ne kadar dünya genelinde firmalar, hükümetler nezdinde agresif turizm lobi faaliyetleri yürütse de; McKinsey’in geçen hafta yayınlanan son raporuna göre ülkelerin dış turizm faaliyetlerinin toparlanması 2024-2025’den önce beklenmiyor.

Ülkemiz adına, Rus turizm hareketi kıyı bölgelerimiz adına can suyu olmaya başladı. Fakat bu hareket belli bir bölge ile sınırlı, yaz döneminde İstanbul başta olmak üzere diğer şehirlerimize maalesef katkı sağlamayacak. Bu sebeple özellikle Çin, Güney Kore, Endonezya, Japonya gibi seri yoğunluğu olan İstanbul ayaklı Anadolu grupları başlamadan, MICE sektörü hareketlenmeden, fuarlara yurtdışı katılımcılar gelmeden çok da iyimser bir tablo çizmemiz imkân dışı gözükmekte.

Enerji, sarf malzeme, gıda ve içki maliyetleri gibi kalemlere gelen yüksek zam oranlarını maalesef aynı oranda oda satış fiyatlarına ya da personel maaşlarına yansıtmamız mümkün olmuyor. Bu işletmelerin karlılık oranlarını düşürürken diğer yandan da kalifiye personel kayıplarını da beraberinde getiriyor. Pandemi döneminde zaten çok sayıda nitelikli iş gücü sektör değiştirdi ve bu dalga hala devam etmekte.

Turizm sektörü yaşadığı bunca olumsuzlukların yanı sıra kısa çalışma ödeneğinin bitmesiyle bir karar daha vermek zorunda kalacak ya KÇÖ deki personelini iş başı yaptıracak ya da yıllardır eğittiği kalifiye elamanlarının yasal haklarını ödeyip işlerini sonlandıracak. Tüm bu riskleri ortadan kaldırmak için alınacak en büyük tedbir nakit desteği olacaktır. Düşük faiz oranlı 2 yıl ödemesiz 5 Yıl vadeli kredi, sektör ve çalışanlar için can suyu olacaktır.

 Sektör toparlandığında aldığı nakit desteğini fazlasıyla geri ödeyecektir.