Tahsin Bakırtaş

Üyelik süresi

1 ay
Ad - Soyad
Tahsin Bakırtaş
Unvan
Prof.Dr.

Yazarın Yazıları

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 23 Eylül’de 100 baz puan politika faizinde indirime giderken, TÜFE manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyona vurgu yapmış, faiz indirim gerekçesini de çekirdek enflasyonun düşme eğiliminde olduğunu, enerji ve gıda fiyatlarındaki artışın da geçici olduğunu ifade etmişti.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 19’dan yüzde 18’e indirilmesine karar verdi. Bu kararın Türkiye ekonomisi üzerine çok önemli kısa ve uzun vadeli etkileri olacaktır.

Uluslararası Piyasalar, Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell'ın Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’ndaki konuşmasına kilitlenmişti. Çünkü uluslararası piyasalar, FED’in tahvil alımlarını azaltmaya başlayacak mı ve faiz oranlarında yükselme olacak mı sorularına yanıt arıyorlardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’ın Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli kredilerde üç yeni mekanizmanın devreye sokulacağını ifade etmesi, kredi genişlemesiyle büyüyen bir ekonomide, kredi büyümesinin zayıflamasını önlemeye yönelik bir adımın yanında, büyümenin kalitesini artırma ve uzun dönemli büyüme arayışının bir sonucu gibi görülmektedir.

Enflasyon, vahşi bir eşitsizlik yaratan bir olgudur. Çünkü geliri zenginler lehine yeniden dağıtan bir özelliğe sahiptir. Son yıllara kadar enflasyonun yükünün geniş halk kesimlerince fazla hissedilmemesinin temel nedeni, tarım ürünlerinin ucuz olması ve Anadolu’nun kırsal alanındaki aile yakınlarının kentlerin varoşlarını tarım ürünleri ile beslemesi idi.

Bugünün dünya finans düzeninde, ülkelerinin çok önemli büyük bir kısmı kendi ulusal para birimleri ile borçlanamamakta ve uluslararası ticaret yapamamaktadır. Hatta kendi ülke sınırları içerisinde bile gelişmiş birkaç ülke ya da ülke grubunun parası kullanılmakta; dünyada yapılan ticaretin çok büyük kısmı iki para cinsinden yapılmaktadır: ABD doları ve Euro.

Kavurucu yaz günlerinde Türkiye’nin Ege ve Akdeniz bölgelerinde belki de tarihindeki en yaygın orman yangınlarını yaşarken, Türkiye’yi yönetenlerin yangın karşısında vurdum duymazlığı, dalga geçer gibi açıklamaları ile yöre halkının çaresiz haykırışları Türkiye’nin genel durumunu yansıtıyor.

Bugünün küreselleşmiş dünyasında, uluslararası göç bir gerçekliktir. Hızlanan ve görece ucuzlayan ulaşım; insanların daha iyi iş, eğitim, fırsat ve yaşam kalitesi arayışında uluslararası göçü öne çıkarmıştır.

14 Temmuz 2021’de Resmi Gazetede yayınlanan “Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları İle Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmelik”, Türkiye’de Varlık Yönetim Şirketleri ile ilgili bir dizi yeniliği ortaya koymaktadır. İlgili yönetmeliğin 14.

Ödemeler Bilançosu; cari işlemler, sermaye, finans ve net hata-noksan hesapları ile bu hesapların sonucunda oluşan farkı belirleyen rezerv varlıklardan (ki ödemeler bilançosu açığı/ fazlası olarak da adlandırılır) oluşmaktadır.

Avro bölgesi, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ekonomik odaklı politika tartışmaları, bu bölge ve ülke merkez bankalarının COVID-19 Pandemisine yanıt olarak geçen yıl uygulanan süper teşvik önlemlerini ne zaman ve ne kadar hızlı geri çekmesi gerektiği sorusu etrafında giderek daha yoğunlaşmaktadır.

Covid-19 salgını ile ortaya çıkan ekonomik ve toplumsal sorunları hafifletmek ve ortadan kaldırma adına, başta ABD’nin yeni Biden Yönetimi ve AB  eksenli girişilen çabalar, dünyada yeni bir tartışmayı da ortaya çıkardı.

Enflasyon sihirli bir sözcük gibi, tüm halkın gündelik konuşma dilinde yer almaktadır. Bireylerin mutfaklarındaki yangın olarak görülür. Siyasi partilerin iktidar olma vaatlerinde enflasyonu yenmek en büyük hedeflerden birisidir. Çünkü enflasyon bir anlamda bireylerin yaşam maliyetidir; yaşam kalitelerinin belirlenmesinde etkin rol oynar.

Türkiye’yi yöneten ekonomi takımı, son dönemlerde, swap anlaşmaları yaparak mevcut döviz zorluklarını aşarak ekonomiyi kurtaracağını düşünmektedir. TCMB Başkanı da son yaptığı açıklamada TL’nin değerini korumada ve oynaklığı azaltmada swap anlaşmalarının önemine vurgu yaparak, 4 yeni ülke ile swap anlaşma görüşmelerinin müjdesini vermiş.

Türkiye’de mafya-devlet-siyaset- iş insanı ilişkilerinin varlığı hep tartışılır olmuştur. Gelişmekte olan bir ülkede sermaye birikimi oluşturulamamışsa, bu ilişkiler ağında gelişen bir sermaye birikim sürecine de tanıklık etmek zorunda kalıyoruz.

ABD’nin Merkez Bankası Sistemi - Federal Reserve ya da FED-‘in aylık  toplantıları ekonomiyi yönlendiren piyasalar için kurulu saat işlevi görmektedir.

 

İlerici Kalkınma modeli, gelişmekte olan ülkelerin dünya sistemi içerisinde kendi yapısal dönüşüm stratejisini geliştirebileceğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki şu anki ekonomik düzene karşı yapısal dönüşüm stratejisini geliştirmek öncelikli bir bakış açısı olmalıdır. Bu stratejinin öncelikleri;

 

TUİK’in bu hafta başında açıkladığı verilere göre, Türkiye 2021 yılının ilk çeyreğinde %7 büyüdü. Bu rakam, 2020 yılın ilk üç ayına göre 2021 yılının ilk üç ayında yurt içinde üretilen mal ve hizmetlerin fiziki değerinin %7 arttığını ifade etmektedir. Yani daha önce 100 birim mal ve hizmet üretirken şimdi 107 mal ve hizmet üretmekteyiz.

 

Son günlerde Türkiye’de Devlet- Mafya-Siyaset- Zenginleşme üzerine yoğun tartışmalar yapılmakta; 1996’da “Susurluk Kazası” ile görünür hale gelen ve günümüzde de devam ettiği iddia edilen bu yapı içinde mafyalaşan ekonomi de tartışmanın odağına oturtmaktadır.